Uzun yıllardır dünya ekonomisini ayakta tutan 'ucuz iş gücü fabrikası' unvanını kaybetme riskiyle sınanıyor. Ülke nüfusunun tarihi tepe noktasını görerek geri dönülemez bir düşüş trendine girmesi. Ayrıca üretim maliyetlerini tırmandırırken çok uluslu şirketleri yeni pazar arayışlarına zorluyor.
Tarihi tepe noktasını gördüğü dönemden bu yana üst üste dördüncü yılında da fiziki olarak küçülmesini sürdürdü. İlk bilgilerde Küresel ticaretin kalbi konumundaki Çin imalat sanayisi vurgusu öne çıktı.
Yıllık doğum sayısının sekiz milyon barajının altına gerileyerek modern tarihin en düşük seviyelerine inmesi. Buna paralel olarak iş gücü piyasasında arzın daralmasına yol açıyor.
Piyasa dinamikleri gereği imalat sanayisinde talep edilen ortalama işçilik ücretlerinin hızla yükselmesini beraberinde getiriyor. Bugün Çin'deki bir üretim işçisinin saatlik maliyeti. Ayrıca Hindistan veya Bangladeş gibi alternatif Asya ülkelerinin iki katından fazla bir seviyeye ulaşmış durumda.
Batılı teknoloji ve sanayi devleri tek bir ülkeye olan bağımlılıklarını azaltma stratejisini hızlandırdı. İlk bilgilerde düşük kâr marjlarıyla çalışan tekstil vurgusu öne çıktı.
Buna paralel olarak 'dünyanın yeni fabrikası' olmak isteyen ülkeleri küresel sermayenin ana çekim merkezi haline getiriyor.