İran savaşı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yla ABD Başkanı Donald Trump'ın ilişkisinin gerilmesine neden oldu. Netanyahu, bu hafta yaptığı açıklamayla savaş hakkında uzun süren sessizliğini bozarak Trump'la "neredeyse her gün görüştüğünü ve tam koordinasyon içinde hareket ettiklerini" öne sürdü.

Ancak Guardian'ın analizinde, Tel Aviv'in İran savaşıyla ilgili kararların "büyük ölçüde dışında bırakıldığı" yorumu yapılıyor. Uzmanlar, ABD ve İsrail'in İran'da rejim değişikliği hedeflerine ulaşamadığını, savaşın belirsizliğe sürüklendiğini söylüyor.

ABD Başkanı ve İsrail lideri, 28 Şubat'ta koordineli şekilde İran'a saldırarak savaşı başlatmıştı. Trump, Netanyahu'ya, "İran'a ait petrol ve doğalgaz sahalarına saldırmamasını" söylediğini belirtmişti (AFP).

İsrailli eski diplomat ve yazar Alon Pinkas, bu durumun Venezuela baskını örneğiyle ABD'yi İran'la savaşa girmeye zorlayan Netanyahu'nun Trump'la ilişkisini gerdiğini vurguluyor. Netanyahu her zamanki gibi bir dolandırıcı gibi davranıp Venezuela'yı örnek gösterdi.

Hiç sorun çıkmadı, zahmetli olmadı.

Ardından İran'ın füze üretimini ve füze fırlatma kapasitesini artırdığını, hâlâ 450 kilogramlık yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyuma sahip olduğunu gösteren istihbarat verileriyle Trump'ı bombardımana tuttu. Pinkas, İsrail liderinin Mossad Direktörü David Barnea'nın da yardımıyla Trump yönetimini savaşa girmeye ikna ettiğini savunuyor.