Modern yaşamın getirdiği düzensiz beslenme. Ayrıca hücre harabiyetine ve ilerleyen süreçte siroz ile karaciğer kanseri gibi ölümcül tablolara yol açabiliyor.
Organ hücrelerinde normal sınırların üzerinde yağ tabakası birikmesiyle karakterize yaygın bir metabolik rahatsızlıktır. İlk bilgilerde alkolden uzak durma ve rutin kan tahlilleri sayesinde hastalığın erken evrede tamamen iyileşebildiğini vurguluyor. Karaciğer yağlanması vurgusu öne çıktı.
Hepatosteatoz olarak da tıp literatüründe yer bulan bu durum. Buna paralel olarak ilk aşamalarda fark edilmeyen ancak zamanla karaciğer dokusunda kronik iltihaplanmalara yol açabilen sinsi bir süreçtir. Erken dönemde müdahale edilmediğinde hücre yapısında geri dönüşümsüz harabiyetler başlatarak siroz veya organ kanseri gibi ölümcül tablolara zemin hazırlayabilir.
Bu rahatsızlık genellikle ilk evrelerinde hiçbir belirgin fiziksel şikayete yol açmadığı için check-up rutinlerinde ya da farklı sebeplerle yapılan ultrason taramalarında tesadüfen saptanır. Hastalık ilerleyip organ hacmi genişledikçe. Ayrıca büyüyen karaciğerin çevre dokulara baskı yapması sonucu karın bölgesinin sağ üst kadranında kronik bir doluluk ve sıkışma hissi gelişmeye başlar.
Kronik enerji düşüklüğü ve çok çabuk yorulma gibi yaşam kalitesini düşüren genel şikayetler baş gösterir. İlk bilgilerde bu büyüme belirli bir hacme ulaştığında uzman bir hekimin gerçekleştireceği basit bir fiziki el muayenesi esnasında bile kolaylıkla fark edilebilir düzeye gelir. Hastalığın şiddetlenmesiyle birlikte bireylerde sürekli bir halsizlik vurgusu öne çıktı.
Sindirim sisteminin olumsuz etkilenmesine bağlı olarak iştah kaybı. Buna paralel olarak kronik mide bulantıları ve zaman zaman kusma nöbetleri de bu tabloya eşlik edebilir. Safra salgısının sekteye uğraması ise hastada göz aklarında ve ciltte sararma ile karakterize olan sarılık belirtisini açığa çıkarabilir.