ABD'nin 2027'de ilk derin deniz madenciliği iznini vermesi beklenirken. Ayrıca bu hamleyle metallerde yeni bir küresel rekabet başlayabileceği belirtiliyor. Metallar için gözler artık kara madenlerinde değil.
Geleneksel maden arzını zorlamaya başlarken sektörün gözü artık okyanus tabanına çevrilmiş durumda. İlk bilgilerde Enerji dönüşümüyle birlikte bakır vurgusu öne çıktı.
Danışmanlık şirketi Arthur D. Little'ın küresel doğal kaynaklar başkanı Ilya Epikhin'e göre 2027 yılı. Buna paralel olarak ticari ölçekte ilk derin deniz madenciliğinin başladığı yıl olabilir. ABD'nin ilk ticari izinleri vermesi ve bunun Birleşmiş Milletler destekli Uluslararası Deniz Yatağı Otoritesi'ni (ISA) yeni kurallar çıkarmaya zorlaması bekleniyor.
Uzmanlar, özellikle bakır arzındaki sıkışmanın bu dönüşümü hızlandırdığı görüşünde birleşiyor. Dünyada cevher kaliteleri düşerken yeni büyük rezerv keşifleri sınırlı kalıyor.
Kobalt arzı ise birkaç ülkeye yoğunlaşmış durumda. Pasifik'in dibinde "metal hazinesi" Derin deniz madenciliğinin merkezinde "polimetalik nodül" adı verilen yumru şeklindeki mineraller yer alıyor.
Bu nodüller yüzde 28-30 mangan, yüzde 1 bakır, yüzde 1 nikel ve yüzde 0,2-0,7 arasında kobalt içeriyor. En büyük rezerv ise Kuzey Pasifik'teki Clarion-Clipperton Bölgesi'nde bulunuyor.