Türkiye bu hızla ilerleyen dijital düzenin karşısında hukukunu. Ayrıca mahremiyeti aşındıran ve insanları birbirine karşı görünmez biçimde silahlandıran bir güce dönüşüyor.

Üstelik bu dönüşüm, hukuk sisteminin hızını çoktan aşmış durumda. Bir zamanlar "siber suç" denildiğinde akla banka hesapları ya da hacker saldırıları gelirdi.

Eski partnerinin konumunu anlık takip eden insanlar. Buna paralel olarak çocuklarını "koruma" adı altında 24 saat izleyen ebeveynler…. Israrlı takip suç olarak tanımlandı!

Türkiye'de dijital gözetim artık yalnızca devletlerin ya da şirketlerin meselesi değil. Ayrıca gündelik hayatın içine yerleşmiş yeni bir kontrol biçimi. 2022'de Türk Ceza Kanunu'na eklenen 123/A maddesiyle "ısrarlı takip" ilk kez suç olarak tanımlandı.

Teknoloji 2026'da 5 yeni saldırı türü icat etti. İlk bilgilerde özel hayatının gözetlenmesi ve kişinin güvenliğini ya da huzurunu bozacak şekilde baskı altına alınması artık hukuken suç kabul edildi. Ama problem şu: Hukuk 2022'de bir suç tanımladı vurgusu öne çıktı.

Bugün insanlar artık yalnızca fiziksel olarak takip edilmiyor. Buna paralel olarak yapay zekâ ile sahte görüntü üretimi ve kişisel veri güvenliği gibi konularda uyarılarda bulundu.