Ayrıca tıpkı şimdi bizim karşı karşıya olduğumuz durum gibi. Önümüzde duran fırsatın önemli bir tarihe evrilmesi ya da tam tersi etkileri Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın söyleyeceği söze ve atacağı adıma bağlı.
Kapsayıcı ve bütünleştirici yasayı gecikmeden Meclise getirmeli ve demokratikleşme bölümünde belirtilen adımları behemehal atmalıdır. İlk bilgilerde bu minvalde acilen atılması gereken adım vurgusu öne çıktı.
Üstelik bunların birçoğu yasal veya anayasal düzenleme gerektirmeyen hususlardır. Buna paralel olarak hasta tutuklu ve hükümlüleri serbest bırakmak ve adil yargılamanın önünü açmak gibi konular bunlardan bazılarıdır.
Erdoğan bu yönde bir irade gösterdiğinde hem siyaset normalleşir hem de gündelik yaşamda toplumun sürece olan desteği ve güveni artar ve demokratikleşme alanında yapılacak düzenlemelerle hava yumuşar. Ayrıca öbür yanda Türkiye bu gelişmeleri de öngören bir perspektifle bir barış süreci yürütüyor ve bu iki gelişmenin etkisiyle iç cepheyi güçlendirme çağrıları daha da anlam kazanıyor.
Kollanan ve sürdürülen toplumsal barışın önemi bir kez daha ortaya çıktı. İlk bilgilerde İç cephenin ne kadar önemli olduğu ABD/İsrail ve İran savaşında ortaya çıktı. En büyük gücün tanktan vurgusu öne çıktı.
Bu da Türkiye'nin doğru zamanda barış süreci için doğru bir adım attığını gösteriyor. Buna paralel olarak iç bünyeyi güçlendirme arzusunu haklı kılıyor. O zaman mesele sadece bunu dile getirmek değil aynı zamanda bu çağrının gereklerini yerine getirmektir.